الدخان

Duhân Sûresi

Anlamı: Duman | Toplam: 59 Âyet-i Kerîme | Nüzul Yeri: Mekke

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
"Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla"
Sayfa (2 / 2): 1 2
Duhân • 31. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
مِن فِرْعَوْنَ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَالِيًۭا مِّنَ ٱلْمُسْرِفِينَ ﴿٣١﴾
Meali: And olsun ki, İsrailoğullarını, azgın bir zorba olan Firavun'un alçaltıcı azabından kurtardık.
Duhân • 32. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَلَقَدِ ٱخْتَرْنَٰهُمْ عَلَىٰ عِلْمٍ عَلَى ٱلْعَٰلَمِينَ ﴿٣٢﴾
Meali: And olsun ki, onların durumunu bilerek dünyaların üzerinde seçkin kıldık.
Duhân • 33. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَءَاتَيْنَٰهُم مِّنَ ٱلْءَايَٰتِ مَا فِيهِ بَلَٰٓؤٌۭا۟ مُّبِينٌ ﴿٣٣﴾
Meali: Onlara, her birinde açıkça bir imtihan bulunan, mucizeler verdik.
Duhân • 34. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَيَقُولُونَ ﴿٣٤﴾
Meali: Doğrusu inkarcılar, "Ölum bir defadır, tekrar diriltilmeyeceğiz. Eğer doğru sözlü iseniz bize babalarımızı getirsenize" derler.
Duhân • 35. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
إِنْ هِىَ إِلَّا مَوْتَتُنَا ٱلْأُولَىٰ وَمَا نَحْنُ بِمُنشَرِينَ ﴿٣٥﴾
Meali: Doğrusu inkarcılar, "Ölum bir defadır, tekrar diriltilmeyeceğiz. Eğer doğru sözlü iseniz bize babalarımızı getirsenize" derler.
Duhân • 36. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فَأْتُوا۟ بِـَٔابَآئِنَآ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ ﴿٣٦﴾
Meali: Doğrusu inkarcılar, "Ölum bir defadır, tekrar diriltilmeyeceğiz. Eğer doğru sözlü iseniz bize babalarımızı getirsenize" derler.
Duhân • 37. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
أَهُمْ خَيْرٌ أَمْ قَوْمُ تُبَّعٍۢ وَٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ ۚ أَهْلَكْنَٰهُمْ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ مُجْرِمِينَ ﴿٣٧﴾
Meali: Bunlar mı daha üstün yoksa Tubba milleti ve onlardan öncekiler mi? Onları yok etmişizdir, çünkü onlar suçlu idiler.
Duhân • 38. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا لَٰعِبِينَ ﴿٣٨﴾
Meali: Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları oyun olsun diye yaratmadık.
Duhân • 39. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
مَا خَلَقْنَٰهُمَآ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ﴿٣٩﴾
Meali: Biz onları, ancak ve ancak gerektiği gibi yarattık, ama insanların çoğu bilmezler.
Duhân • 40. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
إِنَّ يَوْمَ ٱلْفَصْلِ مِيقَٰتُهُمْ أَجْمَعِينَ ﴿٤٠﴾
Meali: Doğrusu hüküm günü hepsinin bir arada bulunacağı gündür.
Duhân • 41. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
يَوْمَ لَا يُغْنِى مَوْلًى عَن مَّوْلًۭى شَيْـًۭٔا وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ ﴿٤١﴾
Meali: O gün, dostun dosta hiçbir faydası olmaz, yardım da görmezler.
Duhân • 42. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
إِلَّا مَن رَّحِمَ ٱللَّهُ ۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ ﴿٤٢﴾
Meali: Yalnız, Allah'ın merhamet ettiği kimseler bunların dışındadır. O, şüphesiz güçlüdür, merhametlidir.
Duhân • 43. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
إِنَّ شَجَرَتَ ٱلزَّقُّومِ ﴿٤٣﴾
Meali: Doğrusu günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir.
Duhân • 44. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
طَعَامُ ٱلْأَثِيمِ ﴿٤٤﴾
Meali: Doğrusu günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir.
Duhân • 45. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
كَٱلْمُهْلِ يَغْلِى فِى ٱلْبُطُونِ ﴿٤٥﴾
Meali: Doğrusu günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir.
Duhân • 46. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
كَغَلْىِ ٱلْحَمِيمِ ﴿٤٦﴾
Meali: Doğrusu günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir.
Duhân • 47. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
خُذُوهُ فَٱعْتِلُوهُ إِلَىٰ سَوَآءِ ٱلْجَحِيمِ ﴿٤٧﴾
Meali: "Suçluyu yakalayın, cehennemin ortasına sürükleyin, sonra başına azap olarak kaynar su dökün" denir, sonra ona: "Tad bakalım, hani şerefli olan, değerli olan yalnız sendin. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir" denir.
Duhân • 48. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
ثُمَّ صُبُّوا۟ فَوْقَ رَأْسِهِۦ مِنْ عَذَابِ ٱلْحَمِيمِ ﴿٤٨﴾
Meali: "Suçluyu yakalayın, cehennemin ortasına sürükleyin, sonra başına azap olarak kaynar su dökün" denir, sonra ona: "Tad bakalım, hani şerefli olan, değerli olan yalnız sendin. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir" denir.
Duhân • 49. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
ذُقْ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْكَرِيمُ ﴿٤٩﴾
Meali: "Suçluyu yakalayın, cehennemin ortasına sürükleyin, sonra başına azap olarak kaynar su dökün" denir, sonra ona: "Tad bakalım, hani şerefli olan, değerli olan yalnız sendin. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir" denir.
Duhân • 50. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
إِنَّ هَٰذَا مَا كُنتُم بِهِۦ تَمْتَرُونَ ﴿٥٠﴾
Meali: "Suçluyu yakalayın, cehennemin ortasına sürükleyin, sonra başına azap olarak kaynar su dökün" denir, sonra ona: "Tad bakalım, hani şerefli olan, değerli olan yalnız sendin. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir" denir.
Duhân • 51. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى مَقَامٍ أَمِينٍۢ ﴿٥١﴾
Meali: Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlar ise, güvenli bir yerde, bahçelerde ve pınar başlarındadırlar.
Duhân • 52. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فِى جَنَّٰتٍۢ وَعُيُونٍۢ ﴿٥٢﴾
Meali: Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlar ise, güvenli bir yerde, bahçelerde ve pınar başlarındadırlar.
Duhân • 53. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
يَلْبَسُونَ مِن سُندُسٍۢ وَإِسْتَبْرَقٍۢ مُّتَقَٰبِلِينَ ﴿٥٣﴾
Meali: İnce ipekten ve parlak atlastan giyinerek karşılıklı otururlar.
Duhân • 54. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
كَذَٰلِكَ وَزَوَّجْنَٰهُم بِحُورٍ عِينٍۢ ﴿٥٤﴾
Meali: Bu böyledir; onları iri siyah gözlü hurilerle eşlendiririz.
Duhân • 55. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
يَدْعُونَ فِيهَا بِكُلِّ فَٰكِهَةٍ ءَامِنِينَ ﴿٥٥﴾
Meali: Orada, güven içinde olarak her yemişi isteyebilirler.
Duhân • 56. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
لَا يَذُوقُونَ فِيهَا ٱلْمَوْتَ إِلَّا ٱلْمَوْتَةَ ٱلْأُولَىٰ ۖ وَوَقَىٰهُمْ عَذَابَ ٱلْجَحِيمِ ﴿٥٦﴾
Meali: Orada, ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Rabbin lütfuyla onları cehennem azabından korumuştur. İşte büyük kurtuluş budur.
Duhân • 57. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فَضْلًۭا مِّن رَّبِّكَ ۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ ﴿٥٧﴾
Meali: Orada, ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Rabbin lütfuyla onları cehennem azabından korumuştur. İşte büyük kurtuluş budur.
Duhân • 58. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فَإِنَّمَا يَسَّرْنَٰهُ بِلِسَانِكَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ ﴿٥٨﴾
Meali: Biz, öğüt alırlar diye, Kuran'ı senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık. Sen bekle, onlar da beklemektedirler.
Duhân • 59. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فَٱرْتَقِبْ إِنَّهُم مُّرْتَقِبُونَ ﴿٥٩﴾
Meali: Biz, öğüt alırlar diye, Kuran'ı senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık. Sen bekle, onlar da beklemektedirler.
← Önceki Sayfa Sayfa 2 / 2