الإنسان

İnsân (Dehr) Sûresi

Anlamı: İnsanoğlu, Çağ | Toplam: 31 Âyet-i Kerîme | Nüzul Yeri: Medine

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
"Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla"
Sayfa (1 / 2): 1 2
İnsân (Dehr) • 1. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ هَلْ أَتَىٰ عَلَى ٱلْإِنسَٰنِ حِينٌۭ مِّنَ ٱلدَّهْرِ لَمْ يَكُن شَيْـًۭٔا مَّذْكُورًا ﴿١﴾
Meali: İnsanoğlu, var edilip bahse değer bir şey olana kadar, şüphesiz, uzun bir zaman geçmemiş midir?
İnsân (Dehr) • 2. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
إِنَّا خَلَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ مِن نُّطْفَةٍ أَمْشَاجٍۢ نَّبْتَلِيهِ فَجَعَلْنَٰهُ سَمِيعًۢا بَصِيرًا ﴿٢﴾
Meali: Biz insanı katışık bir nutfeden yaratmışızdır; onu deneriz; bu yüzden, onun işitmesini ve görmesini sağlamışızdır.
İnsân (Dehr) • 3. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
إِنَّا هَدَيْنَٰهُ ٱلسَّبِيلَ إِمَّا شَاكِرًۭا وَإِمَّا كَفُورًا ﴿٣﴾
Meali: Şüphesiz ona yol gösterdik; buna kimi şükreder, kimi de nankörlük.
İnsân (Dehr) • 4. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
إِنَّآ أَعْتَدْنَا لِلْكَٰفِرِينَ سَلَٰسِلَا۟ وَأَغْلَٰلًۭا وَسَعِيرًا ﴿٤﴾
Meali: Doğrusu, inkarcılar için zincirler, demir halkalar ve çılgın alevli cehennem hazırladık.
İnsân (Dehr) • 5. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
إِنَّ ٱلْأَبْرَارَ يَشْرَبُونَ مِن كَأْسٍۢ كَانَ مِزَاجُهَا كَافُورًا ﴿٥﴾
Meali: Şüphesiz iyiler kafur katılmış bir tastan içerler.
İnsân (Dehr) • 6. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
عَيْنًۭا يَشْرَبُ بِهَا عِبَادُ ٱللَّهِ يُفَجِّرُونَهَا تَفْجِيرًۭا ﴿٦﴾
Meali: Bu ancak Allah'ın kullarının taşıra taşıra içebileceği bir pınardır.
İnsân (Dehr) • 7. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
يُوفُونَ بِٱلنَّذْرِ وَيَخَافُونَ يَوْمًۭا كَانَ شَرُّهُۥ مُسْتَطِيرًۭا ﴿٧﴾
Meali: Onlar verdikleri sözleri yerine getirirler, fenalığı yaygın olan bir günden korkarlar.
İnsân (Dehr) • 8. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَيُطْعِمُونَ ٱلطَّعَامَ عَلَىٰ حُبِّهِۦ مِسْكِينًۭا وَيَتِيمًۭا وَأَسِيرًا ﴿٨﴾
Meali: Onlar içleri çektiği halde, yiyeceği yoksula, öksüze ve esire yedirirler.
İnsân (Dehr) • 9. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
إِنَّمَا نُطْعِمُكُمْ لِوَجْهِ ٱللَّهِ لَا نُرِيدُ مِنكُمْ جَزَآءًۭ وَلَا شُكُورًا ﴿٩﴾
Meali: "Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz, bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Doğrusu biz çok asık suratların bulunacağı bir günde Rabbimizden korkarız" derler.
İnsân (Dehr) • 10. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
إِنَّا نَخَافُ مِن رَّبِّنَا يَوْمًا عَبُوسًۭا قَمْطَرِيرًۭا ﴿١٠﴾
Meali: "Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz, bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Doğrusu biz çok asık suratların bulunacağı bir günde Rabbimizden korkarız" derler.
İnsân (Dehr) • 11. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فَوَقَىٰهُمُ ٱللَّهُ شَرَّ ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمِ وَلَقَّىٰهُمْ نَضْرَةًۭ وَسُرُورًۭا ﴿١١﴾
Meali: Allah da onları bu yüzden o günün fenalığından korur; onların yüzüne parlaklık ve neşe verir.
İnsân (Dehr) • 12. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَجَزَىٰهُم بِمَا صَبَرُوا۟ جَنَّةًۭ وَحَرِيرًۭا ﴿١٢﴾
Meali: Sabırlarının karşılığı, cennet ve oradaki ipeklerdir.
İnsân (Dehr) • 13. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
مُّتَّكِـِٔينَ فِيهَا عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ ۖ لَا يَرَوْنَ فِيهَا شَمْسًۭا وَلَا زَمْهَرِيرًۭا ﴿١٣﴾
Meali: Orada tahtlara yaslanırlar; orada yakıcı sıcak ve dondurucu soğuk görmezler.
İnsân (Dehr) • 14. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَدَانِيَةً عَلَيْهِمْ ظِلَٰلُهَا وَذُلِّلَتْ قُطُوفُهَا تَذْلِيلًۭا ﴿١٤﴾
Meali: Meyve ağaçlarının gölgeleri üzerlerine sarkmış ve onların koparılması kolaylaştırılmıştır.
İnsân (Dehr) • 15. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَيُطَافُ عَلَيْهِم بِـَٔانِيَةٍۢ مِّن فِضَّةٍۢ وَأَكْوَابٍۢ كَانَتْ قَوَارِيرَا۠ ﴿١٥﴾
Meali: Çevrelerinde gümüş kaplar ve billur kaseler dolaştırılır.
İnsân (Dehr) • 16. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
قَوَارِيرَا۟ مِن فِضَّةٍۢ قَدَّرُوهَا تَقْدِيرًۭا ﴿١٦﴾
Meali: Billurları gümüş gibi parlaktır, onları ölçüp ölçüp dağıtırlar.
İnsân (Dehr) • 17. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَيُسْقَوْنَ فِيهَا كَأْسًۭا كَانَ مِزَاجُهَا زَنجَبِيلًا ﴿١٧﴾
Meali: Orada, zencefil karışık bir tasla içirilirler.
İnsân (Dehr) • 18. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
عَيْنًۭا فِيهَا تُسَمَّىٰ سَلْسَبِيلًۭا ﴿١٨﴾
Meali: O pınara "Selsebil" denir.
İnsân (Dehr) • 19. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
۞ وَيَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَٰنٌۭ مُّخَلَّدُونَ إِذَا رَأَيْتَهُمْ حَسِبْتَهُمْ لُؤْلُؤًۭا مَّنثُورًۭا ﴿١٩﴾
Meali: Yanlarında ölümsüz gençler dolaşır; onları gördüğünde saçılmış birer inci sanırsın.
İnsân (Dehr) • 20. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَإِذَا رَأَيْتَ ثَمَّ رَأَيْتَ نَعِيمًۭا وَمُلْكًۭا كَبِيرًا ﴿٢٠﴾
Meali: Oranın neresine baksan, nimet ve büyük bir saltanat görürsün.
İnsân (Dehr) • 21. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
عَٰلِيَهُمْ ثِيَابُ سُندُسٍ خُضْرٌۭ وَإِسْتَبْرَقٌۭ ۖ وَحُلُّوٓا۟ أَسَاوِرَ مِن فِضَّةٍۢ وَسَقَىٰهُمْ رَبُّهُمْ شَرَابًۭا طَهُورًا ﴿٢١﴾
Meali: Üzerlerinde ince yeşil ipekli, parlak atlastan elbiseler vardır; gümüş bileziklerle süslenmişlerdir Rableri onlara tertemiz içecekler içirir.
İnsân (Dehr) • 22. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
إِنَّ هَٰذَا كَانَ لَكُمْ جَزَآءًۭ وَكَانَ سَعْيُكُم مَّشْكُورًا ﴿٢٢﴾
Meali: "İşte bu sizin işlediklerinizin karşılığıdır, çalışmalarınız şükre değer" denir.
İnsân (Dehr) • 23. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا عَلَيْكَ ٱلْقُرْءَانَ تَنزِيلًۭا ﴿٢٣﴾
Meali: Kuran'ı sana indiren şüphesiz Biziz.
İnsân (Dehr) • 24. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فَٱصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تُطِعْ مِنْهُمْ ءَاثِمًا أَوْ كَفُورًۭا ﴿٢٤﴾
Meali: Rabbinin hükmüne kadar sabret; onların günah işleyen ve inkarcı olanlarına uyma.
İnsân (Dehr) • 25. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَٱذْكُرِ ٱسْمَ رَبِّكَ بُكْرَةًۭ وَأَصِيلًۭا ﴿٢٥﴾
Meali: Rabbinin adını sabah akşam an.
İnsân (Dehr) • 26. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَمِنَ ٱلَّيْلِ فَٱسْجُدْ لَهُۥ وَسَبِّحْهُ لَيْلًۭا طَوِيلًا ﴿٢٦﴾
Meali: Geceleyin O'na secde et; O'nu geceleri uzun uzun tesbih et.
İnsân (Dehr) • 27. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ يُحِبُّونَ ٱلْعَاجِلَةَ وَيَذَرُونَ وَرَآءَهُمْ يَوْمًۭا ثَقِيلًۭا ﴿٢٧﴾
Meali: Doğrusu insanlar, çabuk elde edilen dünya nimetlerini severler de ağırlığı çekilmez günü arkalarında bırakırlar.
İnsân (Dehr) • 28. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
نَّحْنُ خَلَقْنَٰهُمْ وَشَدَدْنَآ أَسْرَهُمْ ۖ وَإِذَا شِئْنَا بَدَّلْنَآ أَمْثَٰلَهُمْ تَبْدِيلًا ﴿٢٨﴾
Meali: Onları yaratan, mafsallarını pekiştiren Biziz; dilersek onları benzerleri ile değiştiriveririz.
İnsân (Dehr) • 29. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
إِنَّ هَٰذِهِۦ تَذْكِرَةٌۭ ۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ سَبِيلًۭا ﴿٢٩﴾
Meali: Bu sadece bir öğüttür; dileyen, Rabbine giden yolu tutar.
İnsân (Dehr) • 30. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَمَا تَشَآءُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًۭا ﴿٣٠﴾
Meali: Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Doğrusu Allah, bilendir, Hakim'dir.
Sayfa 1 / 2 Sonraki Sayfa →