القمر

Kamer Sûresi

Anlamı: Ay | Toplam: 55 Âyet-i Kerîme | Nüzul Yeri: Mekke

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
"Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla"
Sayfa (2 / 2): 1 2
Kamer • 31. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ صَيْحَةًۭ وَٰحِدَةًۭ فَكَانُوا۟ كَهَشِيمِ ٱلْمُحْتَظِرِ ﴿٣١﴾
Meali: Nitekim üzerlerine bir çığlık gönderdik de, ağılcıların kullandığı kurumuş ot gibi oldular.
Kamer • 32. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍۢ ﴿٣٢﴾
Meali: And olsun ki, Kuran'ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?
Kamer • 33. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍۭ بِٱلنُّذُرِ ﴿٣٣﴾
Meali: Lut milleti uyaran peygamberleri yalanladı.
Kamer • 34. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ حَاصِبًا إِلَّآ ءَالَ لُوطٍۢ ۖ نَّجَّيْنَٰهُم بِسَحَرٍۢ ﴿٣٤﴾
Meali: Biz de üzerlerine taş yağdıran bir rüzgar gönderdik. Ancak, Lut'un taraftarlarını, katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. Şükredene işte böyle mükafat veririz.
Kamer • 35. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
نِّعْمَةًۭ مِّنْ عِندِنَا ۚ كَذَٰلِكَ نَجْزِى مَن شَكَرَ ﴿٣٥﴾
Meali: Biz de üzerlerine taş yağdıran bir rüzgar gönderdik. Ancak, Lut'un taraftarlarını, katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. Şükredene işte böyle mükafat veririz.
Kamer • 36. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَلَقَدْ أَنذَرَهُم بَطْشَتَنَا فَتَمَارَوْا۟ بِٱلنُّذُرِ ﴿٣٦﴾
Meali: Lut, and olsun ki, onları Bizim yakalamamızla uyarmıştı, ama onlar uyarmaları şüphe ile karşılayarak dinlemediler.
Kamer • 37. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَلَقَدْ رَٰوَدُوهُ عَن ضَيْفِهِۦ فَطَمَسْنَآ أَعْيُنَهُمْ فَذُوقُوا۟ عَذَابِى وَنُذُرِ ﴿٣٧﴾
Meali: And olsun ki, onlar Lut'un konukları olan melekleri elde etmeye kalkıştılar, bunun üzerine gözlerini kör ettik. "Azabımı ve uyarmalarımı dinlememenin sonucunu tadın" dedik.
Kamer • 38. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَلَقَدْ صَبَّحَهُم بُكْرَةً عَذَابٌۭ مُّسْتَقِرٌّۭ ﴿٣٨﴾
Meali: And olsun ki, sabah erken, önü alınmaz bir azap başlarına geldi.
Kamer • 39. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فَذُوقُوا۟ عَذَابِى وَنُذُرِ ﴿٣٩﴾
Meali: "Azabımı ve uyarmalarımı dinlememenin sonucunu tadın" dedik.
Kamer • 40. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍۢ ﴿٤٠﴾
Meali: And olsun ki, Kuran'ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?
Kamer • 41. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَلَقَدْ جَآءَ ءَالَ فِرْعَوْنَ ٱلنُّذُرُ ﴿٤١﴾
Meali: And olsun ki, Firavun erkanına uyaranlar geldi.
Kamer • 42. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا كُلِّهَا فَأَخَذْنَٰهُمْ أَخْذَ عَزِيزٍۢ مُّقْتَدِرٍ ﴿٤٢﴾
Meali: Mucizelerimizin hepsini yalanladılar. Bunun üzerine onları güç ve kuvvet sahibi olana yakışır bir şekilde yakaladık.
Kamer • 43. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
أَكُفَّارُكُمْ خَيْرٌۭ مِّنْ أُو۟لَٰٓئِكُمْ أَمْ لَكُم بَرَآءَةٌۭ فِى ٱلزُّبُرِ ﴿٤٣﴾
Meali: Sizin inkarcılarınız bunlardan daha mı üstündür? Yoksa Kitablarda size bir kurtuluş belgesi mi var?
Kamer • 44. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
أَمْ يَقُولُونَ نَحْنُ جَمِيعٌۭ مُّنتَصِرٌۭ ﴿٤٤﴾
Meali: Yoksa: "Biz öç alabilecek bir topluluğuz" mu diyorlar?
Kamer • 45. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
سَيُهْزَمُ ٱلْجَمْعُ وَيُوَلُّونَ ٱلدُّبُرَ ﴿٤٥﴾
Meali: Toplulukları dağıtılacak, yüzgeri edileceklerdir.
Kamer • 46. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
بَلِ ٱلسَّاعَةُ مَوْعِدُهُمْ وَٱلسَّاعَةُ أَدْهَىٰ وَأَمَرُّ ﴿٤٦﴾
Meali: Kıyamet onların azap ile vadedildikleri gündür. O ne korkunç, ne acı bir gündür!
Kamer • 47. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
إِنَّ ٱلْمُجْرِمِينَ فِى ضَلَٰلٍۢ وَسُعُرٍۢ ﴿٤٧﴾
Meali: Doğrusu suçlular sapıklık ve çılgınlık içindedirler.
Kamer • 48. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
يَوْمَ يُسْحَبُونَ فِى ٱلنَّارِ عَلَىٰ وُجُوهِهِمْ ذُوقُوا۟ مَسَّ سَقَرَ ﴿٤٨﴾
Meali: Ateşe yüzüstü sürüldükleri gün, onlara: "Cehennemin dokunan azabını tadın" denir.
Kamer • 49. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
إِنَّا كُلَّ شَىْءٍ خَلَقْنَٰهُ بِقَدَرٍۢ ﴿٤٩﴾
Meali: Şüphesiz Biz her şeyi bir ölçüye göre yaratmışızdır.
Kamer • 50. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَمَآ أَمْرُنَآ إِلَّا وَٰحِدَةٌۭ كَلَمْحٍۭ بِٱلْبَصَرِ ﴿٥٠﴾
Meali: Bizim buyruğumuz bir göz kırpması gibi anidir.
Kamer • 51. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَلَقَدْ أَهْلَكْنَآ أَشْيَاعَكُمْ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍۢ ﴿٥١﴾
Meali: And olsun ki, benzerlerinizi yok etti, öğüt alan yok mudur?
Kamer • 52. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَكُلُّ شَىْءٍۢ فَعَلُوهُ فِى ٱلزُّبُرِ ﴿٥٢﴾
Meali: İnsanların yaptıkları her şey kitablarda kayıtlıdır.
Kamer • 53. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَكُلُّ صَغِيرٍۢ وَكَبِيرٍۢ مُّسْتَطَرٌ ﴿٥٣﴾
Meali: Küçük ve büyük, hepsi satır satırdır.
Kamer • 54. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّٰتٍۢ وَنَهَرٍۢ ﴿٥٤﴾
Meali: Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, güçlü hükümdarın katında, yüksek bir derecede, cennetlerde ferahlık ve aydınlık içindedirler.
Kamer • 55. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فِى مَقْعَدِ صِدْقٍ عِندَ مَلِيكٍۢ مُّقْتَدِرٍۭ ﴿٥٥﴾
Meali: Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, güçlü hükümdarın katında, yüksek bir derecede, cennetlerde ferahlık ve aydınlık içindedirler.
← Önceki Sayfa Sayfa 2 / 2