النبإ

Nebe' Sûresi

Anlamı: Büyük Haber, Kıyamet | Toplam: 40 Âyet-i Kerîme | Nüzul Yeri: Mekke

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
"Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla"
Sayfa (1 / 2): 1 2
Nebe' • 1. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ ﴿١﴾
Meali: Neyi soruşturuyorlar?
Nebe' • 2. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلْعَظِيمِ ﴿٢﴾
Meali: Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, büyük bir olay olan tekrar dirilme haberini mi?
Nebe' • 3. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
ٱلَّذِى هُمْ فِيهِ مُخْتَلِفُونَ ﴿٣﴾
Meali: Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, büyük bir olay olan tekrar dirilme haberini mi?
Nebe' • 6. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ مِهَٰدًۭا ﴿٦﴾
Meali: Biz yeryüzünü bir beşik, dağları da onun için birer direk kılmadık mı?
Nebe' • 7. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَٱلْجِبَالَ أَوْتَادًۭا ﴿٧﴾
Meali: Biz yeryüzünü bir beşik, dağları da onun için birer direk kılmadık mı?
Nebe' • 12. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًۭا شِدَادًۭا ﴿١٢﴾
Meali: Üstünüze yedi kat sağlam gök bina ettik;
Nebe' • 14. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلْمُعْصِرَٰتِ مَآءًۭ ثَجَّاجًۭا ﴿١٤﴾
Meali: Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.
Nebe' • 15. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
لِّنُخْرِجَ بِهِۦ حَبًّۭا وَنَبَاتًۭا ﴿١٥﴾
Meali: Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.
Nebe' • 16. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَجَنَّٰتٍ أَلْفَافًا ﴿١٦﴾
Meali: Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.
Nebe' • 17. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
إِنَّ يَوْمَ ٱلْفَصْلِ كَانَ مِيقَٰتًۭا ﴿١٧﴾
Meali: Doğrusu, hüküm gününün vakti elbette tesbit edilmiştir.
Nebe' • 18. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
يَوْمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ فَتَأْتُونَ أَفْوَاجًۭا ﴿١٨﴾
Meali: Sura üfürüldüğü gün hepiniz bölük bölük gelirsiniz.
Nebe' • 19. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتْ أَبْوَٰبًۭا ﴿١٩﴾
Meali: Gökler kapı kapı açılacaktır.
Nebe' • 20. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَسُيِّرَتِ ٱلْجِبَالُ فَكَانَتْ سَرَابًا ﴿٢٠﴾
Meali: Dağlar yürütülüp serap olacaktır.
Nebe' • 21. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًۭا ﴿٢١﴾
Meali: Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Dönecekleri yer orasıdır.
Nebe' • 22. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
لِّلطَّٰغِينَ مَـَٔابًۭا ﴿٢٢﴾
Meali: Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Dönecekleri yer orasıdır.
Nebe' • 23. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
لَّٰبِثِينَ فِيهَآ أَحْقَابًۭا ﴿٢٣﴾
Meali: Orada çağlar boyunca (nice devirler) kalacaklardır.
Nebe' • 24. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًۭا وَلَا شَرَابًا ﴿٢٤﴾
Meali: Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....
Nebe' • 25. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
إِلَّا حَمِيمًۭا وَغَسَّاقًۭا ﴿٢٥﴾
Meali: Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....
Nebe' • 26. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
جَزَآءًۭ وِفَاقًا ﴿٢٦﴾
Meali: Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....
Nebe' • 27. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
إِنَّهُمْ كَانُوا۟ لَا يَرْجُونَ حِسَابًۭا ﴿٢٧﴾
Meali: Çünkü onlar, hesaba çekileceklerini sanmazlardı.
Nebe' • 28. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا كِذَّابًۭا ﴿٢٨﴾
Meali: Ayetlerimizi hep yalan sayıp dururlardı.
Nebe' • 29. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَكُلَّ شَىْءٍ أَحْصَيْنَٰهُ كِتَٰبًۭا ﴿٢٩﴾
Meali: Biz de herşeyi yazıp saymışızdır.
Nebe' • 30. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فَذُوقُوا۟ فَلَن نَّزِيدَكُمْ إِلَّا عَذَابًا ﴿٣٠﴾
Meali: Şöyle deriz: "Artık tadınız, bundan böyle size azabdan başka bir şey artırmayız."
Sayfa 1 / 2 Sonraki Sayfa →