الشعراء

Şuarâ Sûresi

Anlamı: Şairler | Toplam: 227 Âyet-i Kerîme | Nüzul Yeri: Mekke

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
"Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla"
Sayfa (2 / 8): 1 2 3 4 5 6 7 8
Şuarâ • 31. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
قَالَ فَأْتِ بِهِۦٓ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ ﴿٣١﴾
Meali: Firavun: "Doğru sözlülerden isen haydi getir" dedi.
Şuarâ • 32. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فَأَلْقَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِىَ ثُعْبَانٌۭ مُّبِينٌۭ ﴿٣٢﴾
Meali: Bunun üzerine Musa değneğini attı, besbelli bir yılan oluverdi.
Şuarâ • 33. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَنَزَعَ يَدَهُۥ فَإِذَا هِىَ بَيْضَآءُ لِلنَّٰظِرِينَ ﴿٣٣﴾
Meali: Elini çıkardı, bakanlara bembeyaz göründü.
Şuarâ • 34. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
قَالَ لِلْمَلَإِ حَوْلَهُۥٓ إِنَّ هَٰذَا لَسَٰحِرٌ عَلِيمٌۭ ﴿٣٤﴾
Meali: Firavun çevresinde bulunan ileri gelenlere: "Doğrusu bu bilgin bir sihirbaz; sizi sihirle yurdunuzdan çıkarmak istiyor; ne buyurursunuz?" dedi.
Şuarâ • 35. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
يُرِيدُ أَن يُخْرِجَكُم مِّنْ أَرْضِكُم بِسِحْرِهِۦ فَمَاذَا تَأْمُرُونَ ﴿٣٥﴾
Meali: Firavun çevresinde bulunan ileri gelenlere: "Doğrusu bu bilgin bir sihirbaz; sizi sihirle yurdunuzdan çıkarmak istiyor; ne buyurursunuz?" dedi.
Şuarâ • 36. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
قَالُوٓا۟ أَرْجِهْ وَأَخَاهُ وَٱبْعَثْ فِى ٱلْمَدَآئِنِ حَٰشِرِينَ ﴿٣٦﴾
Meali: "Onu ve kardeşini alıkoy, şehirlere, sana bütün bilgin sihirbazları getirecek toplayıcılar gönder" dediler.
Şuarâ • 37. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
يَأْتُوكَ بِكُلِّ سَحَّارٍ عَلِيمٍۢ ﴿٣٧﴾
Meali: "Onu ve kardeşini alıkoy, şehirlere, sana bütün bilgin sihirbazları getirecek toplayıcılar gönder" dediler.
Şuarâ • 38. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فَجُمِعَ ٱلسَّحَرَةُ لِمِيقَٰتِ يَوْمٍۢ مَّعْلُومٍۢ ﴿٣٨﴾
Meali: Sihirbazlar, belirli bir günün bildirilen vaktinde toplandılar.
Şuarâ • 39. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَقِيلَ لِلنَّاسِ هَلْ أَنتُم مُّجْتَمِعُونَ ﴿٣٩﴾
Meali: İnsanlara: "Siz de toplanır mısınız?" denildi.
Şuarâ • 40. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
لَعَلَّنَا نَتَّبِعُ ٱلسَّحَرَةَ إِن كَانُوا۟ هُمُ ٱلْغَٰلِبِينَ ﴿٤٠﴾
Meali: "Sihirbazlar üstün gelirlerse biz de onlara uyarız" dediler.
Şuarâ • 41. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فَلَمَّا جَآءَ ٱلسَّحَرَةُ قَالُوا۟ لِفِرْعَوْنَ أَئِنَّ لَنَا لَأَجْرًا إِن كُنَّا نَحْنُ ٱلْغَٰلِبِينَ ﴿٤١﴾
Meali: Sihirbazlar geldiklerinde, Firavun'a; "Biz üstün gelirsek, şüphesiz bize bir ücret vardır değil mi?" dediler.
Şuarâ • 42. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
قَالَ نَعَمْ وَإِنَّكُمْ إِذًۭا لَّمِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ ﴿٤٢﴾
Meali: Firavun: "Evet; o takdirde siz gözde kimselerden olacaksınız" dedi.
Şuarâ • 43. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
قَالَ لَهُم مُّوسَىٰٓ أَلْقُوا۟ مَآ أَنتُم مُّلْقُونَ ﴿٤٣﴾
Meali: Musa onlara: "Ne atacaksanız atın" dedi.
Şuarâ • 44. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فَأَلْقَوْا۟ حِبَالَهُمْ وَعِصِيَّهُمْ وَقَالُوا۟ بِعِزَّةِ فِرْعَوْنَ إِنَّا لَنَحْنُ ٱلْغَٰلِبُونَ ﴿٤٤﴾
Meali: Onlar da iplerini ve değneklerini attılar ve: "Firavun hakkı için, şüphesiz, biz üstün geleceğiz" dediler.
Şuarâ • 45. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فَأَلْقَىٰ مُوسَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِىَ تَلْقَفُ مَا يَأْفِكُونَ ﴿٤٥﴾
Meali: Bunun üzerine Musa değneğini attı; onların uydurduklarını yutmağa başlayıverdi.
Şuarâ • 46. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فَأُلْقِىَ ٱلسَّحَرَةُ سَٰجِدِينَ ﴿٤٦﴾
Meali: Bunu gören sihirbazlar secdeye kapanarak: "Alemlerin Rabbine, Musa ve Harun'un Rabbine inandık" dediler.
Şuarâ • 47. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ ﴿٤٧﴾
Meali: Bunu gören sihirbazlar secdeye kapanarak: "Alemlerin Rabbine, Musa ve Harun'un Rabbine inandık" dediler.
Şuarâ • 48. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
رَبِّ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ ﴿٤٨﴾
Meali: Bunu gören sihirbazlar secdeye kapanarak: "Alemlerin Rabbine, Musa ve Harun'un Rabbine inandık" dediler.
Şuarâ • 49. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
قَالَ ءَامَنتُمْ لَهُۥ قَبْلَ أَنْ ءَاذَنَ لَكُمْ ۖ إِنَّهُۥ لَكَبِيرُكُمُ ٱلَّذِى عَلَّمَكُمُ ٱلسِّحْرَ فَلَسَوْفَ تَعْلَمُونَ ۚ لَأُقَطِّعَنَّ أَيْدِيَكُمْ وَأَرْجُلَكُم مِّنْ خِلَٰفٍۢ وَلَأُصَلِّبَنَّكُمْ أَجْمَعِينَ ﴿٤٩﴾
Meali: Firavun: "Ben size izin vermeden ona iman mı ettiniz? Muhakkak ki o, size sihri öğreten büyüğünüzdür. Şimdi bileceksiniz; ellerinizi ayaklarınızı, and olsun, çaprazlama kestireceğim, hepinizi astıracağım" dedi.
Şuarâ • 50. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
قَالُوا۟ لَا ضَيْرَ ۖ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا مُنقَلِبُونَ ﴿٥٠﴾
Meali: İman eden sihirbazlar: "Zararı yok, biz şüphesiz Rabbimize doneceğiz; inananların ilki olmamızdan ötürü, Rabbimizin kusurlarımızı bize bağışlayacağını umarız" dediler.
Şuarâ • 51. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
إِنَّا نَطْمَعُ أَن يَغْفِرَ لَنَا رَبُّنَا خَطَٰيَٰنَآ أَن كُنَّآ أَوَّلَ ٱلْمُؤْمِنِينَ ﴿٥١﴾
Meali: İman eden sihirbazlar: "Zararı yok, biz şüphesiz Rabbimize doneceğiz; inananların ilki olmamızdan ötürü, Rabbimizin kusurlarımızı bize bağışlayacağını umarız" dediler.
Şuarâ • 52. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
۞ وَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنْ أَسْرِ بِعِبَادِىٓ إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ ﴿٥٢﴾
Meali: Biz Musa'ya: "Kullarımı geceleyin yola çıkar; şüphesiz takip edileceksiniz" diye vahyettik.
Şuarâ • 53. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فَأَرْسَلَ فِرْعَوْنُ فِى ٱلْمَدَآئِنِ حَٰشِرِينَ ﴿٥٣﴾
Meali: Bu arada Firavun şehirlere, "Doğrusu bunlar bizi öfkelendiren döküntü azınlıklardır; hepimiz tedbirli olmalıyız" diyen münadiler gönderdi.
Şuarâ • 54. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَشِرْذِمَةٌۭ قَلِيلُونَ ﴿٥٤﴾
Meali: Bu arada Firavun şehirlere, "Doğrusu bunlar bizi öfkelendiren döküntü azınlıklardır; hepimiz tedbirli olmalıyız" diyen münadiler gönderdi.
Şuarâ • 55. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَإِنَّهُمْ لَنَا لَغَآئِظُونَ ﴿٥٥﴾
Meali: Bu arada Firavun şehirlere, "Doğrusu bunlar bizi öfkelendiren döküntü azınlıklardır; hepimiz tedbirli olmalıyız" diyen münadiler gönderdi.
Şuarâ • 56. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَإِنَّا لَجَمِيعٌ حَٰذِرُونَ ﴿٥٦﴾
Meali: Bu arada Firavun şehirlere, "Doğrusu bunlar bizi öfkelendiren döküntü azınlıklardır; hepimiz tedbirli olmalıyız" diyen münadiler gönderdi.
Şuarâ • 57. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فَأَخْرَجْنَٰهُم مِّن جَنَّٰتٍۢ وَعُيُونٍۢ ﴿٥٧﴾
Meali: Ama biz Firavun ve adamlarını bahçelerden, pınar başlarından, hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık. Böylece oralara İsrailoğullarını mirasçı kıldık.
Şuarâ • 58. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَكُنُوزٍۢ وَمَقَامٍۢ كَرِيمٍۢ ﴿٥٨﴾
Meali: Ama biz Firavun ve adamlarını bahçelerden, pınar başlarından, hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık. Böylece oralara İsrailoğullarını mirasçı kıldık.
Şuarâ • 59. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
كَذَٰلِكَ وَأَوْرَثْنَٰهَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ﴿٥٩﴾
Meali: Ama biz Firavun ve adamlarını bahçelerden, pınar başlarından, hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık. Böylece oralara İsrailoğullarını mirasçı kıldık.
Şuarâ • 60. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فَأَتْبَعُوهُم مُّشْرِقِينَ ﴿٦٠﴾
Meali: Firavun ve adamları güneş üzerlerine doğarken onların ardına düştüler.
← Önceki Sayfa Sayfa 2 / 8 Sonraki Sayfa →