الذاريات

Zâriyât Sûresi

Anlamı: Esip Savuran Rüzgarlar | Toplam: 60 Âyet-i Kerîme | Nüzul Yeri: Mekke

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
"Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla"
Sayfa (1 / 2): 1 2
Zâriyât • 1. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلذَّٰرِيَٰتِ ذَرْوًۭا ﴿١﴾
Meali: Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
Zâriyât • 2. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فَٱلْحَٰمِلَٰتِ وِقْرًۭا ﴿٢﴾
Meali: Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
Zâriyât • 3. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فَٱلْجَٰرِيَٰتِ يُسْرًۭا ﴿٣﴾
Meali: Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
Zâriyât • 4. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فَٱلْمُقَسِّمَٰتِ أَمْرًا ﴿٤﴾
Meali: Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
Zâriyât • 5. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَصَادِقٌۭ ﴿٥﴾
Meali: Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
Zâriyât • 6. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَإِنَّ ٱلدِّينَ لَوَٰقِعٌۭ ﴿٦﴾
Meali: Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
Zâriyât • 7. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلْحُبُكِ ﴿٧﴾
Meali: İçinde yörüngeler bulunan göğe and olsun ki, ey inkarcılar, siz, şüphesiz aykırı görüştesiniz.
Zâriyât • 8. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
إِنَّكُمْ لَفِى قَوْلٍۢ مُّخْتَلِفٍۢ ﴿٨﴾
Meali: İçinde yörüngeler bulunan göğe and olsun ki, ey inkarcılar, siz, şüphesiz aykırı görüştesiniz.
Zâriyât • 10. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
قُتِلَ ٱلْخَرَّٰصُونَ ﴿١٠﴾
Meali: Yalancılığı itiyat edinenlerin, bilgisizliğe saplanıp kalanların canları çıksın!
Zâriyât • 11. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
ٱلَّذِينَ هُمْ فِى غَمْرَةٍۢ سَاهُونَ ﴿١١﴾
Meali: Yalancılığı itiyat edinenlerin, bilgisizliğe saplanıp kalanların canları çıksın!
Zâriyât • 12. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
يَسْـَٔلُونَ أَيَّانَ يَوْمُ ٱلدِّينِ ﴿١٢﴾
Meali: İşlerin karşılık göreceği günün zamanını sorarlar.
Zâriyât • 13. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
يَوْمَ هُمْ عَلَى ٱلنَّارِ يُفْتَنُونَ ﴿١٣﴾
Meali: O, kendilerinin ateşte azap görecekleri gündür.
Zâriyât • 14. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
ذُوقُوا۟ فِتْنَتَكُمْ هَٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تَسْتَعْجِلُونَ ﴿١٤﴾
Meali: Onlara: "Azabınızı tadın; işte acele beklediğiniz bu idi" denir.
Zâriyât • 15. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّٰتٍۢ وَعُيُونٍ ﴿١٥﴾
Meali: Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini almış olarak bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar, bundan önce iyi davrananlardı.
Zâriyât • 16. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
ءَاخِذِينَ مَآ ءَاتَىٰهُمْ رَبُّهُمْ ۚ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُحْسِنِينَ ﴿١٦﴾
Meali: Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini almış olarak bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar, bundan önce iyi davrananlardı.
Zâriyât • 17. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
كَانُوا۟ قَلِيلًۭا مِّنَ ٱلَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ ﴿١٧﴾
Meali: Onlar, geceleri az uyuyanlardı.
Zâriyât • 18. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَبِٱلْأَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ ﴿١٨﴾
Meali: Seher vakitlerinde bağışlanma dilerlerdi.
Zâriyât • 19. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَفِىٓ أَمْوَٰلِهِمْ حَقٌّۭ لِّلسَّآئِلِ وَٱلْمَحْرُومِ ﴿١٩﴾
Meali: Onların mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı, onu verirlerdi.
Zâriyât • 20. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَفِى ٱلْأَرْضِ ءَايَٰتٌۭ لِّلْمُوقِنِينَ ﴿٢٠﴾
Meali: Kesin olarak inananlara, yeryüzünde ve kendi içinizde Allah'ın varlığına nice deliller vardır; görmez misiniz?
Zâriyât • 21. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَفِىٓ أَنفُسِكُمْ ۚ أَفَلَا تُبْصِرُونَ ﴿٢١﴾
Meali: Kesin olarak inananlara, yeryüzünde ve kendi içinizde Allah'ın varlığına nice deliller vardır; görmez misiniz?
Zâriyât • 22. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَفِى ٱلسَّمَآءِ رِزْقُكُمْ وَمَا تُوعَدُونَ ﴿٢٢﴾
Meali: Rızkınız da, size söz verilen azap da yukarıdan gelir.
Zâriyât • 23. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فَوَرَبِّ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ إِنَّهُۥ لَحَقٌّۭ مِّثْلَ مَآ أَنَّكُمْ تَنطِقُونَ ﴿٢٣﴾
Meali: Göğün ve yerin Rabbine and olsun ki bu, sizin konuşmanız kadar kesin ve gerçektir.
Zâriyât • 24. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ضَيْفِ إِبْرَٰهِيمَ ٱلْمُكْرَمِينَ ﴿٢٤﴾
Meali: İbrahim'in ikram edilmiş konuklarının haberi sana geldi mi?
Zâriyât • 25. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
إِذْ دَخَلُوا۟ عَلَيْهِ فَقَالُوا۟ سَلَٰمًۭا ۖ قَالَ سَلَٰمٌۭ قَوْمٌۭ مُّنكَرُونَ ﴿٢٥﴾
Meali: Onlar, İbrahim'in yanına girip: "Selam sana" demişlerdi, İbrahim de: "Selam size" demişti; içinden de, onların "tanınmamış bir topluluk" olduğunu geçirmişti.
Zâriyât • 26. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فَرَاغَ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ فَجَآءَ بِعِجْلٍۢ سَمِينٍۢ ﴿٢٦﴾
Meali: Hemen ailesine giderek semiz bir buzağı getirmiş, onların önüne sürüp: "Yemez misiniz?" demişti.
Zâriyât • 27. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فَقَرَّبَهُۥٓ إِلَيْهِمْ قَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ ﴿٢٧﴾
Meali: Hemen ailesine giderek semiz bir buzağı getirmiş, onların önüne sürüp: "Yemez misiniz?" demişti.
Zâriyât • 28. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فَأَوْجَسَ مِنْهُمْ خِيفَةًۭ ۖ قَالُوا۟ لَا تَخَفْ ۖ وَبَشَّرُوهُ بِغُلَٰمٍ عَلِيمٍۢ ﴿٢٨﴾
Meali: (Yemediklerini görünce) onlardan endişeye düştü; "Korkma" dediler ve ona bilgin bir oğul sahibi olacağını müjdelediler.
Zâriyât • 29. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فَأَقْبَلَتِ ٱمْرَأَتُهُۥ فِى صَرَّةٍۢ فَصَكَّتْ وَجْهَهَا وَقَالَتْ عَجُوزٌ عَقِيمٌۭ ﴿٢٩﴾
Meali: Bunun üzerine karısı hayretle seslenerek geldi, elleriyle yüzünü kapayarak: "kısır bir kocakarı!" dedi.
Zâriyât • 30. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
قَالُوا۟ كَذَٰلِكِ قَالَ رَبُّكِ ۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْحَكِيمُ ٱلْعَلِيمُ ﴿٣٠﴾
Meali: Melekler: "Bu böyledir, Rabbin söylemiştir; doğrusu O, Hakim olandır, bilendir" dediler.
Sayfa 1 / 2 Sonraki Sayfa →