الواقعة

Vâkıa Sûresi

Anlamı: Kıyamet Olayı | Toplam: 96 Âyet-i Kerîme | Nüzul Yeri: Mekke

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
"Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla"
Sayfa (1 / 4): 1 2 3 4
Vâkıa • 1. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ إِذَا وَقَعَتِ ٱلْوَاقِعَةُ ﴿١﴾
Meali: Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.
Vâkıa • 2. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌ ﴿٢﴾
Meali: Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.
Vâkıa • 3. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
خَافِضَةٌۭ رَّافِعَةٌ ﴿٣﴾
Meali: Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.
Vâkıa • 4. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
إِذَا رُجَّتِ ٱلْأَرْضُ رَجًّۭا ﴿٤﴾
Meali: Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.
Vâkıa • 5. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَبُسَّتِ ٱلْجِبَالُ بَسًّۭا ﴿٥﴾
Meali: Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.
Vâkıa • 6. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فَكَانَتْ هَبَآءًۭ مُّنۢبَثًّۭا ﴿٦﴾
Meali: Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.
Vâkıa • 7. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَكُنتُمْ أَزْوَٰجًۭا ثَلَٰثَةًۭ ﴿٧﴾
Meali: Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.
Vâkıa • 8. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فَأَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ ﴿٨﴾
Meali: İyi işler işlediklerini belirtmek için, amel defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara!
Vâkıa • 9. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَأَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ ﴿٩﴾
Meali: Kötülük işlediklerini belirtmek üzere, amel defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara!
Vâkıa • 10. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَٱلسَّٰبِقُونَ ٱلسَّٰبِقُونَ ﴿١٠﴾
Meali: İyilik işlemekte önde olanlar, karşılıklarını almakta da önde olanlardır.
Vâkıa • 11. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلْمُقَرَّبُونَ ﴿١١﴾
Meali: Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.
Vâkıa • 12. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فِى جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ ﴿١٢﴾
Meali: Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.
Vâkıa • 13. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
ثُلَّةٌۭ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ ﴿١٣﴾
Meali: Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.
Vâkıa • 14. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَقَلِيلٌۭ مِّنَ ٱلْءَاخِرِينَ ﴿١٤﴾
Meali: Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.
Vâkıa • 15. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
عَلَىٰ سُرُرٍۢ مَّوْضُونَةٍۢ ﴿١٥﴾
Meali: Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.
Vâkıa • 16. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
مُّتَّكِـِٔينَ عَلَيْهَا مُتَقَٰبِلِينَ ﴿١٦﴾
Meali: Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.
Vâkıa • 17. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَٰنٌۭ مُّخَلَّدُونَ ﴿١٧﴾
Meali: Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
Vâkıa • 18. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
بِأَكْوَابٍۢ وَأَبَارِيقَ وَكَأْسٍۢ مِّن مَّعِينٍۢ ﴿١٨﴾
Meali: Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
Vâkıa • 19. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
لَّا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنزِفُونَ ﴿١٩﴾
Meali: Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
Vâkıa • 20. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَفَٰكِهَةٍۢ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ ﴿٢٠﴾
Meali: Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
Vâkıa • 21. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَلَحْمِ طَيْرٍۢ مِّمَّا يَشْتَهُونَ ﴿٢١﴾
Meali: Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
Vâkıa • 22. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَحُورٌ عِينٌۭ ﴿٢٢﴾
Meali: İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.
Vâkıa • 23. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
كَأَمْثَٰلِ ٱللُّؤْلُؤِ ٱلْمَكْنُونِ ﴿٢٣﴾
Meali: İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.
Vâkıa • 24. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ ﴿٢٤﴾
Meali: İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.
Vâkıa • 25. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًۭا وَلَا تَأْثِيمًا ﴿٢٥﴾
Meali: Sadece selama karşılık selam sözü işitirler.
Vâkıa • 26. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
إِلَّا قِيلًۭا سَلَٰمًۭا سَلَٰمًۭا ﴿٢٦﴾
Meali: Defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara!
Vâkıa • 27. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَأَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ ﴿٢٧﴾
Meali: Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
Vâkıa • 28. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فِى سِدْرٍۢ مَّخْضُودٍۢ ﴿٢٨﴾
Meali: Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
Vâkıa • 29. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَطَلْحٍۢ مَّنضُودٍۢ ﴿٢٩﴾
Meali: Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
Vâkıa • 30. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَظِلٍّۢ مَّمْدُودٍۢ ﴿٣٠﴾
Meali: Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
Sayfa 1 / 4 Sonraki Sayfa →