الواقعة

Vâkıa Sûresi

Anlamı: Kıyamet Olayı | Toplam: 96 Âyet-i Kerîme | Nüzul Yeri: Mekke

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
"Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla"
Sayfa (2 / 4): 1 2 3 4
Vâkıa • 31. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَمَآءٍۢ مَّسْكُوبٍۢ ﴿٣١﴾
Meali: Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
Vâkıa • 32. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَفَٰكِهَةٍۢ كَثِيرَةٍۢ ﴿٣٢﴾
Meali: Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
Vâkıa • 33. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
لَّا مَقْطُوعَةٍۢ وَلَا مَمْنُوعَةٍۢ ﴿٣٣﴾
Meali: Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
Vâkıa • 34. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَفُرُشٍۢ مَّرْفُوعَةٍ ﴿٣٤﴾
Meali: Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
Vâkıa • 35. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
إِنَّآ أَنشَأْنَٰهُنَّ إِنشَآءًۭ ﴿٣٥﴾
Meali: Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.
Vâkıa • 36. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فَجَعَلْنَٰهُنَّ أَبْكَارًا ﴿٣٦﴾
Meali: Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.
Vâkıa • 37. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
عُرُبًا أَتْرَابًۭا ﴿٣٧﴾
Meali: Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.
Vâkıa • 38. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
لِّأَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ ﴿٣٨﴾
Meali: Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.
Vâkıa • 39. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
ثُلَّةٌۭ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ ﴿٣٩﴾
Meali: Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.
Vâkıa • 40. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَثُلَّةٌۭ مِّنَ ٱلْءَاخِرِينَ ﴿٤٠﴾
Meali: Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.
Vâkıa • 41. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَأَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ ﴿٤١﴾
Meali: Defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara!
Vâkıa • 42. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فِى سَمُومٍۢ وَحَمِيمٍۢ ﴿٤٢﴾
Meali: İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.
Vâkıa • 43. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَظِلٍّۢ مِّن يَحْمُومٍۢ ﴿٤٣﴾
Meali: İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.
Vâkıa • 44. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
لَّا بَارِدٍۢ وَلَا كَرِيمٍ ﴿٤٤﴾
Meali: İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.
Vâkıa • 45. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُتْرَفِينَ ﴿٤٥﴾
Meali: Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı.
Vâkıa • 46. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَكَانُوا۟ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلْحِنثِ ٱلْعَظِيمِ ﴿٤٦﴾
Meali: Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı.
Vâkıa • 47. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَكَانُوا۟ يَقُولُونَ أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًۭا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ ﴿٤٧﴾
Meali: Şöyle söylerlerdi: "Öldüğümüzde, toprak ve kemik yığını olduğumuzda mı, biz mi tekrar dirileceğiz?"
Vâkıa • 49. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
قُلْ إِنَّ ٱلْأَوَّلِينَ وَٱلْءَاخِرِينَ ﴿٤٩﴾
Meali: De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır."
Vâkıa • 50. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
لَمَجْمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَٰتِ يَوْمٍۢ مَّعْلُومٍۢ ﴿٥٠﴾
Meali: De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır."
Vâkıa • 51. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
ثُمَّ إِنَّكُمْ أَيُّهَا ٱلضَّآلُّونَ ٱلْمُكَذِّبُونَ ﴿٥١﴾
Meali: Sonra, siz ey sapıklar, yalanlayanlar!
Vâkıa • 52. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
لَءَاكِلُونَ مِن شَجَرٍۢ مِّن زَقُّومٍۢ ﴿٥٢﴾
Meali: Doğrusu bir zakkum ağacından yiyeceksiniz.
Vâkıa • 54. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فَشَٰرِبُونَ عَلَيْهِ مِنَ ٱلْحَمِيمِ ﴿٥٤﴾
Meali: Onun üzerine kaynar su içeceksiniz;
Vâkıa • 55. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فَشَٰرِبُونَ شُرْبَ ٱلْهِيمِ ﴿٥٥﴾
Meali: Hem de susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz;
Vâkıa • 56. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
هَٰذَا نُزُلُهُمْ يَوْمَ ٱلدِّينِ ﴿٥٦﴾
Meali: İşte onlara, ceza günü sunulacak konukluk budur.
Vâkıa • 57. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
نَحْنُ خَلَقْنَٰكُمْ فَلَوْلَا تُصَدِّقُونَ ﴿٥٧﴾
Meali: Sizi yaratan Biziz; hala tasdik etmez misiniz?
Vâkıa • 58. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
أَفَرَءَيْتُم مَّا تُمْنُونَ ﴿٥٨﴾
Meali: Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız?
Vâkıa • 59. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
ءَأَنتُمْ تَخْلُقُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلْخَٰلِقُونَ ﴿٥٩﴾
Meali: Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız?
Vâkıa • 60. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ ٱلْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ ﴿٦٠﴾
Meali: Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez.
← Önceki Sayfa Sayfa 2 / 4 Sonraki Sayfa →