الصافات

Sâffât Sûresi

Anlamı: Sıra Sıra Dizilenler | Toplam: 182 Âyet-i Kerîme | Nüzul Yeri: Mekke

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
"Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla"
Sayfa (4 / 7): 1 2 3 4 5 6 7
Sâffât • 91. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فَرَاغَ إِلَىٰٓ ءَالِهَتِهِمْ فَقَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ ﴿٩١﴾
Meali: O da onların tanrılarına gizlice yönelip: "Sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz? Ne o, konuşmuyor musunuz?" dedi.
Sâffât • 92. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
مَا لَكُمْ لَا تَنطِقُونَ ﴿٩٢﴾
Meali: O da onların tanrılarına gizlice yönelip: "Sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz? Ne o, konuşmuyor musunuz?" dedi.
Sâffât • 93. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فَرَاغَ عَلَيْهِمْ ضَرْبًۢا بِٱلْيَمِينِ ﴿٩٣﴾
Meali: Sonunda, üzerlerine yürüyüp kuvvetle vurdu.
Sâffât • 94. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فَأَقْبَلُوٓا۟ إِلَيْهِ يَزِفُّونَ ﴿٩٤﴾
Meali: Bunun üzerine putperestler koşarak ona geldiler.
Sâffât • 95. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
قَالَ أَتَعْبُدُونَ مَا تَنْحِتُونَ ﴿٩٥﴾
Meali: İbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır."
Sâffât • 96. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَٱللَّهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ ﴿٩٦﴾
Meali: İbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır."
Sâffât • 97. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
قَالُوا۟ ٱبْنُوا۟ لَهُۥ بُنْيَٰنًۭا فَأَلْقُوهُ فِى ٱلْجَحِيمِ ﴿٩٧﴾
Meali: Putperestler: "Onun için bir yapı yapın da onu oradan ateşin içine atın" dediler.
Sâffât • 98. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فَأَرَادُوا۟ بِهِۦ كَيْدًۭا فَجَعَلْنَٰهُمُ ٱلْأَسْفَلِينَ ﴿٩٨﴾
Meali: Ona düzen kurmak istediler, ama Biz onları altettik.
Sâffât • 99. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَقَالَ إِنِّى ذَاهِبٌ إِلَىٰ رَبِّى سَيَهْدِينِ ﴿٩٩﴾
Meali: İbrahim: "Doğrusu ben Rabbim uğrunda sizi bırakıp gidiyorum; O beni doğru yola eriştirir" dedi.
Sâffât • 100. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
رَبِّ هَبْ لِى مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ ﴿١٠٠﴾
Meali: "Rabbim! Bana iyilerden olacak bir çocuk ver" diye yalvardı.
Sâffât • 101. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فَبَشَّرْنَٰهُ بِغُلَٰمٍ حَلِيمٍۢ ﴿١٠١﴾
Meali: Biz de ona yumuşak huylu bir oğlan müjdeledik.
Sâffât • 102. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ ٱلسَّعْىَ قَالَ يَٰبُنَىَّ إِنِّىٓ أَرَىٰ فِى ٱلْمَنَامِ أَنِّىٓ أَذْبَحُكَ فَٱنظُرْ مَاذَا تَرَىٰ ۚ قَالَ يَٰٓأَبَتِ ٱفْعَلْ مَا تُؤْمَرُ ۖ سَتَجِدُنِىٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلصَّٰبِرِينَ ﴿١٠٢﴾
Meali: Çocuk kendisinin yanısıra yürümeye başlayınca: "Ey oğulcuğum! Doğrusu ben uykuda iken seni boğazladığımı görüyorum, bir düşün, ne dersin?" dedi. "Ey babacığım! Ne ile emrolundunsa yap, Allah dilerse, sabredenlerden olduğumu göreceksin" dedi.
Sâffât • 103. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
فَلَمَّآ أَسْلَمَا وَتَلَّهُۥ لِلْجَبِينِ ﴿١٠٣﴾
Meali: Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik.
Sâffât • 104. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَنَٰدَيْنَٰهُ أَن يَٰٓإِبْرَٰهِيمُ ﴿١٠٤﴾
Meali: Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik.
Sâffât • 105. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
قَدْ صَدَّقْتَ ٱلرُّءْيَآ ۚ إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ ﴿١٠٥﴾
Meali: Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik.
Sâffât • 106. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلْبَلَٰٓؤُا۟ ٱلْمُبِينُ ﴿١٠٦﴾
Meali: Doğrusu bu apaçık bir deneme idi.
Sâffât • 107. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَفَدَيْنَٰهُ بِذِبْحٍ عَظِيمٍۢ ﴿١٠٧﴾
Meali: Ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik.
Sâffât • 108. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْءَاخِرِينَ ﴿١٠٨﴾
Meali: Sonra gelenler içinde "İbrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık.
Sâffât • 109. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
سَلَٰمٌ عَلَىٰٓ إِبْرَٰهِيمَ ﴿١٠٩﴾
Meali: Sonra gelenler içinde "İbrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık.
Sâffât • 110. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ ﴿١١٠﴾
Meali: İşte iyileri böylece mükafatlandırırız.
Sâffât • 111. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ ﴿١١١﴾
Meali: Doğrusu o, inanmış kullarımızdandı.
Sâffât • 112. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَبَشَّرْنَٰهُ بِإِسْحَٰقَ نَبِيًّۭا مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ ﴿١١٢﴾
Meali: Ona, iyilerden olan İshak'ı peygamber olarak müjdeledik.
Sâffât • 113. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَبَٰرَكْنَا عَلَيْهِ وَعَلَىٰٓ إِسْحَٰقَ ۚ وَمِن ذُرِّيَّتِهِمَا مُحْسِنٌۭ وَظَالِمٌۭ لِّنَفْسِهِۦ مُبِينٌۭ ﴿١١٣﴾
Meali: Kendisini ve İshak'ı mübarek kıldık; ikisinin soyundan iyi olan da vardır, açıktan açığa kendisine yazık eden de vardır.
Sâffât • 114. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ ﴿١١٤﴾
Meali: And olsun ki Musa ve Harun'a da iyilikte bulunmuştuk.
Sâffât • 115. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَنَجَّيْنَٰهُمَا وَقَوْمَهُمَا مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ ﴿١١٥﴾
Meali: İkisini ve milletlerini büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştık.
Sâffât • 116. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَنَصَرْنَٰهُمْ فَكَانُوا۟ هُمُ ٱلْغَٰلِبِينَ ﴿١١٦﴾
Meali: Onlara yardım etmiştik de üstün gelmişlerdi.
Sâffât • 117. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَءَاتَيْنَٰهُمَا ٱلْكِتَٰبَ ٱلْمُسْتَبِينَ ﴿١١٧﴾
Meali: Her ikisine de, apaçık anlaşılan bir Kitap vermiştik.
Sâffât • 118. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَهَدَيْنَٰهُمَا ٱلصِّرَٰطَ ٱلْمُسْتَقِيمَ ﴿١١٨﴾
Meali: Her ikisini de doğru yola eriştirmiştik.
Sâffât • 119. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِمَا فِى ٱلْءَاخِرِينَ ﴿١١٩﴾
Meali: Sonra gelenler içinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer ün bıraktık.
Sâffât • 120. Âyet-i Kerîme Müstakil Âyet Sayfası & Tefsiri →
سَلَٰمٌ عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ ﴿١٢٠﴾
Meali: Sonra gelenler içinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer ün bıraktık.
← Önceki Sayfa Sayfa 4 / 7 Sonraki Sayfa →